Şehitler Anısına
01. Murat Meşe – Mehmetçik Zap Suyu
02. Mt – Ana (İndir!)
03. Kaplan – Şehit Düştün (Şehit Kardeşime) (İndir!)
04. Black Unit ft. Rifat Al-zein & Bedbin – Andımızla Başlar İhtilalimiz (İndir!)
05. Mersin Mafia & Sezar ft. General – Toprakta Kan Var
06. Esat ft. Ghostt-T & Swag & T-Rap & Chelik & İnfaz Tk – Ay Yıldız Yıkılmayacak
07. Fox – Kurtlar Ulur
08. Mavzer – Gerçeklere Kulak Ver
09. Eksi24 – Bizim Asker
10. SoNay – Şehitler
11. Alp Aybars – Anne Oğlun Yaşıyor
12. Şehitler Ölmez Kardeşim
Rar şifresi : www. rapindir. biz
Korkma !
Korkma!
Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,
Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!
İstiklâl Marşı
- Kahraman Ordumuza -
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar – ki şahâdetleri dinin temeli -
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder – varsa – taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl .
Mehmet Akif Ersoy
Mehmet Akif Ersoy – Hayatı

İstiklâl Marşımızın Şâiri Mehmed Âkif, büyük bir İslâm Şâiridir. O’na “Vatan Şairi” de diyebiliriz. Çünkü Âkif, Allah’a, Peygamber’e, Vatanı’na, Bayrağı’na ve Milleti’ne âşık bir vatanseverdi.
Mehmed Âkif, 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Tahir Efendi, Fatih müderris (profesör) lerindendi. Annesi Emine Şerife Hanım, Buharalı bir ailenin kızıydı. Âkif, ahlâkı ve inancı sağlam bir ailenin çocuğu olarak, aynı özellikleri taşıyan bir çevrede yetişti. Bu çevre İstanbul’un en dindar ve temiz semtlerinden biri olan Fatih’di.
Âkif, kitap ve defterle henüz dört yaşındayken tanıştı. Resmî öğrenimi ise Maarif Nezareti’ne (Millî Eğitim Bakanlığı) bağlı (ilk) okulla başladı. Bu okuldan sonra, Fatih Merkez Rüşdiyesi’ne (ortaokul) devam etti.
Rüştiye tahsili boyunca, babasından bilhassa lisan dersleri aldı. Arapça, Farsça ve Fransızca’yı edebiyatıyla beraber anlamaya başladı. Şiir sevgisi ve merakı da bu sıralarda uyandı.
Rüştiye’den sonra Mülkiye’ye (Siyasal Bilgiler Fakültesi) geçti. Mülkiye, o devrin en parlak öğrenim kurumu sayılıyordu. Âkif, Mülkiye’de okurken babası vefat etti, ayrıca evleri de bir yangında yok oldu. Maddî imkânsızlık yüzünden bu okulu yarıda bırakmak zorunda kalan Âkif, Baytar (Veteriner) okuluna kaydoldu. Bu yeni okulun mezunlarına daha iyi iş imkânları tanınıyordu. Baytar okulunu birincilikle bitiren Âkif, dört sene kadar Anadolu, Balkanlar, Arabistan ve Arnavutluk’ta dolaştı; mesleğiyle ilgili inceleme ve araştırmalarda bulundu. Gezdiği yerlerde halkla sıcak bir kaynaşma sağladı.
İstanbul’a döndüğü zaman, Halkalı Ziraat Okulu’nda kitabet (kompozisyon), Üniversite’de edebiyat dersleri verdi. Ayrıca Dârü’l-Edeb isimli okulda da öğretmenlik yaptı.
Mehmed Âkif ömrü boyunca çalıştı, çabaladı, mücadele etti. Dinlenmeden, yorulmadan iman ve vatan sevgisiyle coştu, çevresindekileri de çoşturdu. Âkif, büyük bir vatan şairi olduğu gibi, büyük bir İslâm bilginidir. O’nun birçok üstün nitelikleri vardır. Âkif, tam manâsıyla bir İslâm kahramanıdır. Âkif’in bitmez, tükenmez bir sabrı, çelik gibi bir iradesi, eğilmez bir başı, boğulmaz bir sesi ve kısılmaz bir nefesi vardır. O doğruluğun ve fedakârlığın simgesidir.
Mehmed Âkif, derin tefekkürü olan güçlü bir şâirdi. Şiirdeki gücünün ve etkileyiciliğinin en önemli bir sebebi de, yazdıklarındaki samimiyetiydi. O’nun şiirinde şahsî dertleri, özel meseleleri yoktur. Hep umumî olan dertlerle dertlenmiş; milletinin duygu, düşünce ve problemlerine tercüman olmaya çalışmıştır. Bu bakımdan da şiirlerinde bol bol gözyaşı, ağıt, kahır ve sitem vardır. Âkif’i üzen birçok millî mesele, maalesef bugün de varlığını sürdürmektedir. İşte bu sebeple Âkif’in yazdıkları eskimemiştir. Tam aksine, değerlerini daha da artırarak korumaktadır. Âkif, âdeta sadece yaşadığı günleri ve dünleri değil de, bugünleri, hatta gelecek günleri anlatmıştır.
Âkif, çok yönlü bir insandır. Her şeyden önce sağlam bir karakter adamıdır. Dürüsttür. Vefalıdır. Sözünün eridir. İnançlarına sımsıkı bağlı bir insandır. Hem Batı, hem de Doğu klasiklerini ilk kaynaklarından okuyan, aynı zamanda da Kur’an-ı Kerim’i tefsir edebilecek dinî ilimlere vâkıf bir aydındır. Yazdıklarını yaşayan bir dürüstlük sembolüdür.
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.”
……………………………………………………..
“Ya açar bakarız Nazm-ı Celil’in yaprağına,
Yü üfler geçeriz bir ölünün toprağına,
İnmemiştir hele Kuran, bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.”
diyen Mehmed Âkif, kurtuluşumuzun Kur’an-ı Kerim’in prensiplerine uygun olarak yaşamamıza bağlı olduğunu vurgulamıştır. Âkif, aynı zamanda bir Kur’an hizmetkârıydı. İlk yayınlanan şiiri; “Kur’an’a Hitap” adını taşıyordu. Yazdığı şiirlerle, ilimde ve teknikte geri kalan Müslümanları uyandırmaya çalışıyordu.
“Alınız ilmini Garb’ın alınız san’atını,
Veriniz mesainize hem de son sür’atını.” diyerek, ilimde ve teknikte ilerlemenin gerekli olduğunu vurguluyordu. Âkif, manevî değerlere ve kültürümüze çok büyük önem verirdi. Avrupa’nın teknolojisini alırken, manevî ve kültürel değerlerden taviz verilmemesi gerektiğini haykırmıştır. Ona göre Müslümanlar, Batı’nın tekniği karşısında aşağılık duygusuna kapılmamalıdırlar.
İstiklâl Marşı’nda:
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” derken, Müslümanların ellerindeki iman hazinesine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulamaktadır.
Mehmed Âkif’e göre Müslümanlar, zillet ve hakarete boyun eğmemelidirler. Bu konuda Âkif şöyle haykırmaktadır:
“Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum.”
Kesilir belki ama çekmeye gelmez boyunum.”
Millî Şâirimiz Mehmed Âkif, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiğini duyunca; köyleri, kasabaları, şehirleri dolaşmış; camilerde, köy kahvelerinde ve sokaklarda konuşmalar yapmış ve şiirler söylemiştir. Dinlenmeden, yorulmadan Anadolu’yu adım adım dolaşarak, halkı uyarmaya ve uyandırmaya çalışmıştır. Milleti, Allah yolunda cihada çağırmıştır. Mehmed Âkif’in şiiri, halkın faydasına olan bir sanat eseridir. O’na göre sanat, gerçeğin ta kendisi olmalıdır.
“Şudur cihanda en beğendiğim meslek,
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”
Şeklindeki mısraları, O’nun sanat anlayışını özlü bir şekilde açıklar.
“İstiklâl Marşı’nı nasıl yazdınız?” diye sorulunca, şu cevabı vermiştir:
“Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”
“İşte İstiklâl Marşı’nı bu iman ve ümitle yazdım. İmanım olmasaydı hiç yazabilir miydim? Zaten ben başka türlü düşünüp, başka türlü yazanlardan değilim. Bu elimden gelmez. İçimde ne varsa, yazılarımda da o vardır… Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!..”
Halbuki, kendisinin kışın soğukta giyebilecek bir paltosu da yoktu. İşte Âkif’in Milletini ve Vatanını ne kadar çok sevdiğinin ispatına bu davranışı bile yeterlidir.
27 Aralık 1936 yılında, 63 yaşında iken İstanbul’da vefat eden Mehmed Âkif’i, vefatının 63. yılında rahmet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şâd, mekânı Cennet olsun …
Kaynak :
VUR VATAN İÇİN
GEÇMİŞİ ŞAM VE ŞEREFLE DOLU KAHRAMAN TÜRK POLİS TEŞKİLATIMIZA TEŞEKKUREDERİZ
SEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ !!!
Ey Türk !
Vur vatanın bakirlerine
Günahkar gömleği biçenleri vur
Kemikten taslarla şarap yerine
Şehitler kanını içenleri vur.
Vur güzel aşıklar cenazesinden
Kırmızı meşaleler yakanları vur
Şehvetin raksına yetim sesinden
Besteler şarkılar yapanları vur
Vur katlin o kızıl sapanlarıyla
Dünyaya ölümler ekenleri vur
Vur zulmün o kanlı urganlarıyla
Bir kavmi iplere çekenleri vur
Vur etten kemikten saraylar kuran
O vahşi ruhları ezmek için vur
Dört büyük rüzgara küller savuran
O mücrim elleri kesmek için vur
Vur sende mukaddes hürriyet için
Dünyanın diktiği bayrak için vur
Her dinin sevdiği adalet için
Her yerde haykıran bir hak için vur
Vur aşkın ve hakkın zaferi için
Vur senden bak dünya bunu istiyor
Vur yerde bak tarih senin seyircin
Vur gökten bak Allah sana vur diyor
Vur çelik kolların kopana kadar
Olanca aşkınla kuvvetinle vur
Son düşman son gölge kalana kadar
Olanca kininle şiddetinle vur
Vur senin darbenden çıkacak ateş
İntikam isteyen bir milletindir
Alnında doğacak kırmızı güneş
Bu senin ilahi hürriyetindir.
Alıntı …
Şehitlerimizi Uğurladık

Şehitlerimizi uğurladık
Ayrıca, Işıklı bölgesinde kayalıklardan düşerek şehit olan Uzman Çavuş Abuzer Doğan da memleketi Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Beyoğlu beldesinde toprağa verildi.
ANKARA ŞEHİTİNİ UĞURLADI
Hakkari’nin Çukurca İlçesinde askeri konvoyda mayın patlaması sonucu şehit olan Piyade Er Deniz Demirci Ankara’da toprağa verildi.
Şehit Er Deniz Demirci’nin cenaze namazı Kocatepe Cami’nde ikindi namazını müteakiben kılındı. Kılınan cenaze namazı ve askeri törene şehidin babası Halil, annesi Raziye Demirci, kardeşleri, TBMM Başkanı Köksal Toptan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atila Işık, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, EDOK Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, eski bakanlardan Koray Aydın ile çok sayıda vatandaş katıldı. Cenaze törenine katılmak isteyen ülkücü bir grup ise çevik kuvvet ekipleri tarafından tören alanına alınmadı. Ülkücüler tekbir getirerek, “Şehidim hakkını helal et bize” şeklinde slogan attılar.
Kılınan cenaze namazının ardından şehit piyade er Demirci’nin naaşı bir süre silah arkadaşlarının omzunda taşınarak top arabasına konuldu. Kocatepe Cami’nde düzenlenen törenin ardından şehit Piyade Er Demirci, Cebeci Askeri Şehitliği’nde toprağa verildi.
ŞEHİT ER CAFER ÇELİK İSTANBUL’DA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Şehit olan er Cafer Çelik (20) ise son yolculuğuna İstanbul’dan uğurlandı. Törene katılan Çelik’in ailesi ve yakınları, uzun süre gözyaşı döktü.
Cafer Çelik için Ataköy 5. Kısım Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene acılı ailenin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İstanbul Valisi Muammer Güler, 1. Ordu Komutanı Ergin Saygun, kuvvet komutanları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile askeri erkan ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yakınları, Çelik’in tabutuna sarılarak gözyaşı dökerken, ayakta durmakta zorlanan anne Nezahat Çelik’i yakınları teselli etmeye çalıştı. Şehidin cenaze namazını kıldıran İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı yaptığı konuşmada, “Silahlı kuvvetlerimizin bir mensubu, bir eri. Ne kadar yaşadığınız önemli değil, ne uğruna öldüğünüz önemli. Dinimizde de bu böyledir, insanlık değerleri açısından da böyledir. Bu devletin en yüce değeri olan, vatanını, dinini, milletini koruma uğruna kahramanca savaşmış ve canını feda etmiş. Allah ailelerine, Silahlı Kuvvetlerimize sabırlar versin. Bu vatan kolay kazanılmadı”
dedi.
Kılınan namazın ardından Çelik’in naaşı, askerler tarafından top arabasına taşındı. Cenaze, toprağa verilmek üzere Edirnekapı Şehitliği’ne gönderildi.

KASTAMONU’NDA GÖZYAŞLARI
Çukurca’da şehit düşen 6 askerden biri olan er Adil Yıldız, doğum yeri olan Kastamonu’nun Doğanyurt ilçesi Baldıran köyünde toprağa verildi.
Şehit Adil Yıldız’ın cenazesi sabah saatlerinde Kastamonu Devlet Hastanesi morgundan alındı. Sirenler eşliğinde şehir merkezinden götürülen Adil Yıldız’ın cenazesi ilk olarak İnebolu’ya ardından da öğlen saatlerinde Doğanyurt’a getirildi. Şehit Adil Yıldız için Doğanyurt ilçe merkezinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda askeri tören düzenlendi.
Şehit Er Adil Yıldız’ın cenaze törenine Kastamonu Valisi Mustafa Kara, Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Kemal Alataş, Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu, 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Metin Temel, MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, AK Parti Kastamonu Milletvekili Hasan Altan başta olmak üzere çevre ilçelerden de çok sayıda kişi katıldı.
Terhisine 58 gün kala şehit düşen İstihkam er Adil Yıldız’ın babası İsmail Yıldız cenaze boyunca metanetini korudu. Acılı anne Kezban Yıldız ve şehidin kız kardeşi Arzu Yıldız ise şehit Adil Yıldız’ın arkasından uzun süre gözyaşı döktü. Şehit Erin Nadir ve Mustafa isminde iki de erkek kardeşinin bulunduğu öğrenildi.
Kastamonu Müftüsü Fuat Altındaş tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından şehidin cenazesi ilçe merkezine 32 kilometre uzaklıkta bulunan Baldıran köyünde toprağa verildi.
SİİRT ŞEHİDİNİ UĞURLADI
Siirtli Er Kemal Özevin cenazesi memleketinde gözyaşları içinde toprağa verildi. Şehidin cenazesine katılan binlerce vatandaş teröre lanet etti.
Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanlığı’nda istihkam er olarak vatani görevini yapmakta iken, Çukurca ilçesinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yola yerleştirilen mayının patlaması sonucu şehit düşen istihkam er Kemal Özevin, için Abdulhakim Sancak Camisi’nde düzenlenen cenaze töreninde göz yaşları sel oldu. Cuma namazına müteakip düzenlenen törene, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Erker, Siirt Valisi Necati Şentürk, askeri erkan ve şehit yakınları katıldı. Siirt İl Müftüsü Mahmut Gürlen’in kıldırdığı cenaze namazında silah arkadaşları, akrabalarından ve dostlarından helallik istendi. Cenaze namazından sonra şehidin özgeçmişi okundu. Oğlunun tabutunun başında fenalık geçiren şehit babası Halil Özevin’e, Vali Şentürk ve Bakan Eker destek oldu. Tabutun başında nöbet tutan askerin gözyaşı döktüğü törende 3. Komando Tugay Komutanlığında görevli Yüzbaşı Bayram Bozkurt bir konuşma yaptı. Yüzbaşı Bozkurt “Kemal Özevin’in öncelikle 3 isteği vardı bu isteklerinden 1.’si komando olarak askerlik vazifesini yapmayı, 2.’si Şırnak veya Hakkari’de askerlik yapmak ve son isteği de şehit olmaktı, bu isteklerini daha önce kendisini ziyarete giden ailesi ile paylaşmıştı. Babası ziyareti sırasında ona diyor ki ‘Biraz dikkatli ol. Son dönemde yola mayınlar döşeniyor. Dikkat et’ diyor. O da babasına cevaben diyor ki ‘Babacığım, ben keyif yapmak için gelmedim. Ben buraya şehit olmak için geldim. Eğer şehit olursam cenazem Siirt’e gelir. Yok gazi olur ve sağ kalırsam kendim gelirim. Ama gözleriniz beni aramasın’ adeta kalbine gelen ilham yoluyla şehit olacağını biliyor, kendi yakınlarına akrabalarına bir veda mesajı veriyor. Hakikaten dediği gibi şehit oldu” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’nın başsağlığı mesajının okunduğu cenaze töreninde şehit Özevin’in cenazesi, binlerce vatandaş ve silah arkadaşları tarafından Şeyh Muhammed Kazım Mezarlığı’na götürüldü. Mezarlığa kadar süren yürüyüşe, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Siirt Valisi Necati Şentürk, Siirt 3. Komando Tugay Komutanı Özhan Ayaş, Cumhuriyet Başsavcısı Adem Kul, askeri ekran ve kamu kurum amirleri katıldı. Vatandaşlar yürüyüş boyunca “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Bayrak bizim canımız”, “Askere uzanan hain eller kırılsın” şeklinde slogan attı.
Bakan Eker daha sonra Çal Mahallesi’ndeki şehidin eski evinde kurulan taziye çadırını ziyaret ederek şehit yakınlarının acısını paylaştı.

ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Hakkari’nin Çukurca ilçesi Işıklı bölgesinde kayalıklardan düşerek şehit olan Uzman Çavuş Abuzer Doğan da memleketi Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Beyoğlu beldesinde toprağa verildi.
Helikopterle Kahramanmaraş’a getirilen şehidin naaşı, önce Türkoğlu Fizik Tedavi Merkezi morguna kaldırıldı. Daha sonra buradan yakınları tarafından alınan naaş, konvoy eşliğinde Bahçelievler Mahallesi’ndeki baba evine getirildi. Göz yaşlarının sel olduğu bu esnada, şehidin karısı Ayşe Doğan eşinin tabutuna sarılınca sinir krizi geçirdi. Eşinin tabutu başında ağıtlar yakan Doğan, “Beni neden bıraktın gittin, kızın öksüz kaldı. Boynumuz bükük kaldı. Beni yaktın gittin” diyerek ağıtlar yaktı.
Şehit Doğan’ın babası Gazi Orçan, acı haberi aldığı İstanbul’dan gelerek oğlunu son yolculuğuna uğurladı. Başını oğlunun tabutuna yaslayan baba Orçan, gözyaşlarını tutamadı. Şehidin annesi Nuriye Orçan ise, ‘Al bayraklı kuzum. Evine geldin, kalksana. Böyle mi gelecektin babanın evine’ diyerek gözyaşı döktü.
Şehit Uzman Çavuş Abuzer Doğan’ın cenazesi daha sonra Bahçelievler Camii’ne getirildi. Şehidin eşi Ayşe Doğan, annesi Nuriye Doğan ve kız kardeşi, musalla taşının üzerindeki tabuta ve uzman çavuş Doğan’ın resmine sarıldı.
Şehit Uzman Çavuş Abuzer Doğan’ın cenazesi, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karalar Mezarlığı’nda şehit olan amcasının oğulları İsmail ve Ramazan Orçan’ın yanına defnedildi.
Kaynak: haber.superonline.com
Şehit Uzman Çavuş’a son görev

Tunceli’de güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Hüseyin Özden (35), Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde düzenlenen cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlandı.
Elazığ Asker Hastanesi’nden kalkan ve şehit Hüseyin Özden’in naaşını taşıyan helikopter, Afşin Elbistan Termik Santrali’nin helikopter pistine indi. Burada hazır bekleyen ambulansa konulan cenaze, önce Beyceğiz Mahallesi’ndeki baba ocağına getirildi. Şehidin gelmesi esnasında aile fertleri sinir krizleri geçirdi. Şehidin cenazesi daha sonra Afşin Ulu Cami’ye getirildi. Askeri ve mülki idari yetkililerin de hazır bulunduğu cenaze namazında dualar ve tekbirler, gözyaşlarına karıştı. Kılınan cenaze namazının ardından şehidin naaşı, Afşin Afet Evleri Mezarlığı’na defnedildi.
Tunceli merkeze bağlı Çiçekli bölgesinde operasyon yürüten güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK mensupları arasında çıkan çatışmada, teröristlerin açtığı ilk ateşte 2 güvenlik görevlisi yaralanmıştı. Yaralılardan, askeri helikopterle Elazığ’a gönderilen Piyade Uzman Çavuş Hüseyin Özden şehit olmuştu. 10 yıllık uzman çavuş olan Hüseyin Özden’in 2 yıldır Tunceli’de görev yaptığı, 1 ay önce de geçici görevle gittiği Kosova’dan döndüğü öğrenildi. Şehit Özden, biri 6 yaşında, diğeri 7 aylık iki kız çocuğu babasıydı.
Kaynak : internethaber.com
Çanakkale Geçilmez
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
Mehmet Akif ERSOY

______##########______________
_____#############____________
____##############____________
___#######______###___________
___######________##__##_______
___######____________###______
___#####_____________######___
___#####____________#######___
___#####___________#######____
___#####____________######____
___#####_____________######___
___######____________###_##___
____######_______#___##_______
____#######____###____________
_____############_____________
______##########______________
________######________________
